ÇOCUĞUN TOPLUMDAKİ YERİ ve TARİHSEL SÜRECİ



İnsanoğlunun çocuklara ilgisi çok eskilere dayanır. Birçok tarih, sosyoloji, psikoloji vs. gibi çalışma alanlarının da ilgi odağı olmuştur. Çocuğun her çağda farklı bir anlamı vardır. Günümüzde 18 yaşını doldurmamış her birey çocuk olarak kabul edilir. Çocuklar bize geçmişimizi ve geleceğimizi hatırlatır. Bu yüzden büyükler olarak geçmişimizi düşünüp çocukların geleceğimizi şekillendireceğini bilerek öncü olmalıyız. Çünkü çocuk toplumun yapı taşıdır. Çocuk, sosyo-kültürel alanda farklılık gösterebilmektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesine göre çocuk olgusu 18 yaşını doldurmamış veya 18’inden ay almamış olan genç yetişkin denilen kesimdir. Bu durumun ergenlikle hiçbir alakası yoktur. Cezai ehliyeti bulunmayan ama kendine has olan bireydir. Ergenlik, aile ve yeme-içme, toplumsal yapı olarak değişiklik gösterirken dini açıdan ise buluğ çağına eren ve tüm dini sorumlulukları alabilecek yaşta oldukları kabul edildiği için çocukluk olgusundan çıkarılmaktadır.

     Çocukluk ifadesi farklı tarihsel dönemlerde değerlendirildiği zaman aslında Avrupa’ya 1800’lü yıllarda dönüp baktığımızda çocuk denilince kötü bir ifade olarak ortaya çıktığını görmekteyiz. O dönemlerde çocuk neslin devamını sağlamadığı ve ekonomik açıdan aileye hiçbir destekte bulunmayan üstüne üstlük bakıma muhtaç küçük adam gözünde görülmekteydi. Hatta öyle ki bu dönemde çocuklar ekonomik anlamda aileleri zora koydukları için öldürülmekte ve bu dönemde çocuk ölüm oranlarında ciddi artışlar görülmektedir. Çocuklar minyatürlerde büyük adam simasıyla çizilmiş hatta giyim kuşamları bile büyüklerinkiyle aynı tarzda dikilmiştir. Çocuğu birazda dini açıdan değerlendirecek olursa aslında İslam’dan önceki dönemde ailelerde cinsiyetçi bir tutum olduğu görülmektedir. Bu dönemde kız çocukları utanç unsuru olarak gösterilmekte diri diri gömülmekte iken erkek çocukları ise birer gurur kaynağı olarak neslin devamını sağlayacağı için el üzerinde tutulmaktadır. Yetişkinlerle çocuklukları birbirinden ayıracak hiçbir kavram bulunamamasına rağmen çocuklar ancak 17. Yüzyılda gereken değeri görmeye başlamışlardır.

     Çocukluk, tarihsel olarak toplumların kültürel, sosyal ve ekonomik yapılarıyla şekillenen bir kavramdır. Modern anlamda “çocukluk” dediğimiz dönem, tarihsel süreç içinde oldukça farklı biçimlerde algılanmış ve farklı toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermiştir. Çocukluk, başlangıçta, çocukların bir birey olarak tam anlamıyla tanınmadığı ve yalnızca yetişkinlerin minyatürleri olarak görüldüğü bir süreçtir. Ancak zamanla, çocukluk kavramı, sosyal ve kültürel değişimler ile birlikte daha belirgin ve farklı anlam kazanmıştır.

    Aslında çocuk ve çocukluk kavramlarını inceleyecek olursak ikisi de birbirinden farklı kavramlardır. “Çocuk, doğanın bir armağanıdır, çocuk imgesi ise insanın yarattığı bir şeydir” ifadesiyle Elkind, çocuk ve çocukluk kavramı arasındaki farkı gözler önüne sermektedir. Çocuk, insanlığın geleceğidir, bir çocuğun yaşantıları gelecek toplumları da etkilemektedir.  Çocuğu anlamak için de kuşkusuz çocukluğun tarihi alanında çalışmalar yapmak gerekmektedir. Çocuğa tarih boyunca hangi anlamların yüklendiğini, toplum içinde nasıl varlık gösterdiklerini bilmek gereklidir. Bilim ve felsefenin de etkisiyle yavaş yavaş toplumda çocuğa da yer verilerek değeri anlaşılmaya başlanmıştır. 


ANAHTAR KELİMELER

çocuk, çocuğun toplumdaki yeri, toplum, ortaçağ, tarihsel süreci.


KAYNAKÇALAR

Özge ÖZCAN, Orta Çağ’dan Erken Modern Döneme Çocukluğun Tarihsel Gelişimi, Dergipark, Çocuk ve Medeniyet, 2017/2.

 Elkind, D. (1999). Çocuk ve Toplum: Gelişim ve Eğitim Üzerine Denemeler. (D. Öngen, Çev.) Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları No: 3.

Baraldi, C. (2010). Children’s citizenships: Limitations and possibilities of childhood sociology in Italy. Current sociology, 58(2), 272–291.


DİJİTAL KAYNAKÇALAR

https://youtu.be/GdFdd53NvRg?si=uUvMpoGjIc9w7uBE

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar